Kargo süremiz 21 iş günü beraberindedir.
← Tümünü Gör
Safir Tabletler 29 Mart 2026
Tabletler

Emanetin İadesi

Meryem İsa'yı Çarmıha Uğurluyor

Efes’in o sağır taş duvarları, o sabah bir annenin dünyasının yıkılışına şahitlik ediyordu. Tarih bile unutmuştu o gün kendini yeryüzüne yazdırmayı. Yanıyordu artık varoluşun tüm duyguları. Yanmak da Allah'ın emrolunanlarından mıydı?

Kapıdan süzülen o gölge, Meryem’in otuz yıldır nefesiyle ısıttığı, her adımını dualarla dokuduğu evladıydı. İsa’nın ayak sesleri tozlu yolda her uzaklaştığında, Meryem’in ruhundan bir parça daha kopup o tozlara karışıyordu. O kendi canını, o ilahi kelamı, nazlı evladını, gül kokulu bebeğini uğurluyordu, o nazik bedenine sığdırdığı sonsuzluğu kurban ediyordu.

"Gidiyor," dedi içindeki o dilsiz acı. "Kendi adımlarıyla o dikenli taca, o sivri çivilere, o dik yokuşun sonundaki o kaçınılmaz karanlığa yürüyor."

Yanıyordu Meryem... Beyaz duvak gibi örtüsü ipek saçlarından kayıp giderken teslimiyetin en veballi, en kanlı, en cesur mertebesinin hakkını veriyordu.

Meryem’in parmakları arasındaki sarkaç, bir annenin merhameti ile bir kulun itaati arasında deli gibi dönmeye başladı. Sarkaç bir tarafta İsa’nın çocukluk kokusuna, onun dizindeki yarasına, o insani şefkate vuruyor; diğer tarafta ise göğün o sarsılmaz, o yakıcı iradesine çarparak geri geliyordu. Taş, Meryem’in avucunda sanki bir buz kütlesi değil, bir cehennem koru gibi parlıyordu.

Tam o saniyede, evin o ağır sessizliğinden, bizzat ruhunun en derin odasından o ihtar yükseldi;

"Hikayeni hatırla."

Meryem’in gözlerinden süzülen o yaş, toprağa düştüğü an sanki tüm yeryüzü sarsıldı. O, bir yetimin annesi, bir peygamberin yurduydu. Sarkacı, evladının elini son kez tutar gibi, canını teslim eder gibi sıktı. Başını o sonsuz boşluğa, o mutlak otoriteye doğru kaldırdı; sesi değil, bizzat ruhu Allah’la o en mahrem diyaloğa başladı;

"Ey bana bu mucizeyi bir lütuf gibi verip, şimdi benden bir kurban gibi isteyen!

Bugün bu kapıdan çıkan benim canım değil, Senin yeryüzündeki sesindir. Onu benden kopardığın bu an, benim en çıplak, en savunmasız kaldığım andır. Bir annenin feryadı ciğerimi yakıyor; onu koruyamamanın, onu o zalimlerin ellerine terk etmenin sancısı kemiklerimi toz ediyor.

Ancak Sen, ey her vedayı bir oluşa bağlayan! Eğer bu ayrılık Senin vaadinse, eğer benim yüreğimin bu yangını dünyanın şifası olacaksa; razıyım. Bu evladı Sen verdin, Sen alıyorsun. Benim sevgimin bittiği yerde, Senin rahmetin ona zırh olsun. Onu benden değil, Kendi katından koru.

Ben bittim, Sen başladın. Şimdi bu yalnız kulu, Senin rızanla sarmala."

.

Meryem, o eşikte ne kadar beklediğini bilmedi. İsa’nın silüeti tepenin ardında kaybolduğunda, o küçük taş oda daha önce hiç tadılmamış bir nurla, o mutlak vazgeçişin kokusuyla dolmuştu. Sarkaç durmuştu ama Meryem’in kalbindeki o dikey hat, artık kıyamete kadar kapanmayacak bir şifa kapısıydı. Artık Meryem tüm acıları göğsünde dindiren o sarsılmaz sabrın kendisi, yeryüzündeki tüm canlıların annesiydi. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı o tabiatın ne enleminde ne boylamında. O gün bu gün herkes ağıtta.....

......

Şimdi senin elindeki o sarkaç, hangi vazgeçişin ağırlığıyla titriyor? Kaybetmekten korktuğun o emanet, aslında senin büyümen için senden sadece bir izin mi bekliyor?

Toz dindiğinde, geriye sadece o kadim çağrı kalır....

Hikayeni hatırla.

Yorumlar

celikhatice.k 29 Mar 2026

Tüm zamanlarda denkmiş evladından kopmanın acısı. Öyle dokundu ki kelimeler kalbime, yine aklıma geldi; öyle güzel karşıla ki rabbinden geleni, derdin sabrına hayran kalsın diyor.. Yolumu senden ayırma rabbim, ve Meryem'den bugüne, evladını özleyen tüm annelere ferahlık ver.. Yine ilm-i rızânın cemalinde, nur ile doldu pür âlem.. Aşk ile. 🌙

edaasaribas 29 Mar 2026

🥹🩷🌸

Yüksel Uçan 29 Mar 2026

Teslimiyetin bir hakkı zordur o ana geçmek o ana kalbiyle onaylamak bırakamadığımız her duygumuzun derinlerinliklerinde çıkartıp teslimiyeti iliklerimize kadar hissettirdin bu yogun duygu dolu anlatımınla yüreğine sağlık Safirim 🌸😘